|
İşçi sınıfı krizde işini, aşını, her şeyini kaybediyor. Ücretleri düşüyor. İş ve çalışma koşulları ağırlaşıyor. Üretim esnekleşiyor. Taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırma hızlanıyor. Güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor. İşçilerin geleceği dair umutları kırılıyor. Kendine, örgütlenmeye ve mücadeleye olan inancı zayıflıyor. Dolayısıyla işçi sınıfı hareketinin ve örgütlerinin, devrimci sosyalizmin üzerinde yeşerdiği toprak çoraklaşıyor. Bizim için asıl kriz budur.
Toplumda egemen olan fikirler, egemen sınıfın fikirleridir. Bu fikirler işçi sınıfı içinde de egemendir. Dolayısıyla işçi sınıfı kendi içinde bölünmüştür. İşçi sınıfı içindeki bu bölünmüşlük ve bilinç farklılığı işçilerin tek bir parti içinde örgütlenmelerini engeller. Bu durum birden fazla partinin en çok da burjuva partilerinin işçi sınıfı içinde örgütlenmesine izin verir.
Egemen sınıf gücünü işçi sınıfının bölünmüşlüğünden alır. Burjuvazinin karına olan bir şey işçi sınıfının zararınadır. İşçi sınıfının bu bölünmüşlüğü, onun gücünün açığa çıkmasını engeller. Egemen sınıfta bunu bildiği için işçi sınıfının bölünmüşlüğünü körükler. Devrimci sosyalistler bir taraftan işçi sınıfının en geniş kitlesinin birliği ve örgütlenmesi için çalışmalıdır ki bunun aracı sendikalardır. Öte yandan öncü sosyalist işçilerin devrimci bir partide örgütlenmesi için mücadele etmelidir. Bu iki görev birbiri ile çelişmez. Aksine birbirini tamamlar.
Bugün solun ve sendika bürokratlarının önemlice bir kesimi krize karşı mücadele ile kapitalizme karşı mücadeleyi birbirinden ayırıyor. Krizin yarattığı yıkıcı etkilerin yol açtığı işsizlik ve yoksulluktan dolayı her şey bir an önce bu krizin aşılmasına odaklanıyor. Bu yüzden patronlara ve hükümete taviz üstüne taviz veriliyor. Kapitalist temel aynı kaldığı müddetçe krizlerin kaçınılmaz olduğu ve sistemin krizi yeniden ve yeniden üreteceği unutuluyor. Dolayısıyla krize karşı mücadele ile kapitalizme karşı mücadele birbirinden koparılıyor.
Krize karşı acil talepler uğruna mücadele ile kapitalizme karşı mücadele iki farklı mücadele değil, tek bir mücadele zincirinin iki ayrı halkasıdır. Mücadele birleştirir. Hem işçileri birleştirir hem de reformlar uğruna mücadele ile sosyalizm mücadelesini birleştirir. İşçi sınıfı mücadele içinde ve kendi deneyleri ile öğrenir. Dostu düşmanı tanır ve mücadele içinde siyasallaşır. Sosyalizme; devrimci ajitasyon, propaganda ve örgütlenmeye açık ve yatkın hale gelir. Sosyalizm, bir grup ya da partinin değil, işçi sınıfının kendi eylemidir. Devrimci olan da söz değil eylemdir.
İşçi sınıfı, Türkiye dahil tüm dünyada, krizin tüm şiddetine, burjuvazinin ve hükümetlerinin tüm baskı ve yasaklarına rağmen mücadeleye devam ediyor. Mücadele her zaman vardı ve olacak. Mücadelenin az ya da çok, zayıf ya da güçlü olması, karşı devrimin saldırılarının dozu kadar, bizim izleyeceğimiz politika ve patriklere, yürüttüğümüz ve yürüteceğimiz çalışmaların içeriği ve niteliğine de bağlıdır.
İşçi sınıfı mücadele ettiği ölçüde kazanır. Bugün sahip olduğumuz hakların her biri, bizden önceki kuşağın büyük mücadeleler vererek, bedeller ödeyerek kazandığı ve bize bıraktığı haklardır. Onlara sahip çıkmak, sermayenin saldırılarını püskürtmek işçi sınıfının en acil ihtiyacıdır. İşçi sınıfı kazandığı ölçüde sermaye kaybeder. İşçi sınıfının kendi krizin aşması, kapitalizmin krizden çıkması sayesinde değil, kapitalistlerin krizinin daha da derinleşmesi sayesinde gerçekleşir. Sermayenin krizini aşmasını beklemeyi değil, onu daha da derinleştirmek, ekonomik krizi siyasal-devrimci bir krize dönüştürmek için mücadele etmeliyiz. Bu da işçi sınıfı içinde uzun soluklu, sabırlı ve kararlı, planlı bir çalışma yürütmek, birleşik bir işçi kitle hareketi ve onun içinde devrimci bir odak yaratmak ile mümkündür. Sadece devrimci bir odak işçi kitle mücadelesi içinde öne çıkan öncü işçileri örgütleyebilir. Öncü işçileri içinde örgütlemeyi başaran bir sosyalist devrimci odak, birleşik bir işçi kitle hareketinin oluşmasını, olgunlaşmasını ve örgütlenmesini başarabilir.
Kapitalizm çok büyük işçi kitlelerini eğitimsiz, geri bırakır ve yalnızca işçi sınıfının öncüsüne zorlukları aşma ve kendi sınıfının görevlerini bir bütün olarak kavrama olanağı sunar. İşçi sınıfının birliği ve kitlesel bir işçi kitle hareketinin yaratılması, öncü işçilerin birliğinden ve öncü devrimci bir partinin inşasından, devrimci bir odağın yaratılmasından kopuk kavranamaz ve sağlanamaz.
|