|
ABD başkanı Barack Obama, ülkedeki sağlık sisteminde büyük bir değişiklik yapılmasını hedefliyor. 2009 yılında reform yasasını geçirmek istiyor; ancak Kongre onayladığı takdirde yeni uygulamalar başlayabilir.
OBAMA’NIN PLANI VE TEPKİLER
Obama Kongreye hitaben yaptığı konuşmada şöyle demişti: “Amaç, halihazırda sağlık güvencesi olanların, bu haklarını güvence altına almak ve istikrar sağlamak. Olmayanlar için de devlet sigortasına yazılmaları için olanak yaratmak.” Ek olarak da, herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurgulamıştı. “Sadece hükümet ve sigorta şirketleri değil, aynı zamanda işverenler ve bireyler de sorumluluk almalı.”
Cumhuriyetçi çevreler, 50 milyon Amerikalı’ya sağlık sigortası sağlamanın pahalıya mal olacağını, vergilerde artış gerektireceğini söyleyerek tasarıya şiddetle karşı çıkıyorlar. Sadece Obama’nın rakibi Cumhuriyetçiler değil, Demokratlar içindeki bir grup da son yaşanan kriz nedeniyle, Obama’nın planına karşı çıkıyor. Nitekim plana karşı çıkan orta sınıfların dev kitlesel yürüyüşü, sadece hükümete bir tepkiyi değil, aynı zamanda orta sınıfların daha yoksul sınıflara karşı kinini de ifade etti.
SÖZDE REFORM, YENİ DEĞİL
Benzer bir reform önerisi, eski başkan Bill Clinton döneminde de gündeme gelmiş, ancak kongrede uzun tartışmalardan sonra rafa kaldırılmıştı.
Diğer büyük kapitalist ülkelerin aksine, ABD'de herkesin ücretsiz faydalanabildiği bir ulusal sağlık sigortası yok. Bu nedenle ülkede 50 milyon kişi sosyal sigorta güvencesi olmaksızın yaşıyor; özellikle göçmenler ve yoksullar. Özel sigortalardan yararlanıyor ya da acil servis dahil tüm sağlık masraflarını kendileri ödüyorlar.
Sağlık hizmetlerinin oldukça pahalı olduğu ülkede çok sayıda sigortasız hastayı mali yönden bir yıkım ya da bazen ölüm bekliyor. Özellikle, ekonomik kriz nedeniyle her ay binlerce ABDli’nin işsiz kaldığını düşünürsek, sağlık sigortasından yararlanamayacakların sayısının gün be gün arttığına tanık olabiliriz.
GÜZEL SÖZLER, YA GERÇEKLER?
Obama’nın böylesine büyük laflar ederek, herkese güvence sağlanması hedefinin gerçekleşebilmesi pek inandırıcı değil. Herkese sağlık sağlanmalı sözünün arkasında duranların sağlık sigortası zaten var ve bir kısmını feda etme konusunda endişeliler. Diğer yandan Obama iktidara gelirken elindeki en büyük kozlardan biri “sağlık”ta dönüşüm planıydı. Şimdi krizle birlikte mali kriz içine giren sigorta şirketlerinin kârlarını koruma peşinde.
Obama’nın sağlıktaki planı henüz tamamlanmış değil. Kârdan başka hiçbir şey düşünmeyen büyük sigorta şirketlerini ürkütmemeye çalışarak ve konuşmasının ardından bir iki geri adım atarak hamlesine dikkat ediyor. Diğer yandan devletin kısmi sağlık sigortası (medicare) sunduğu özellikle yaşlı kesim şüphe içinde, sağlık hizmetlerinde ne kadar kayba uğrayacaklarının endişesini yaşıyorlar.
SİGORTA ŞİRKETLERİNİ KORUMA PLANI
Hatırlanacağı gibi, ABD ekonomisinde büyük kriz patladığı sırada Obama, ABD kapitalizminin uzun vadeli çıkarlarını korumak için, Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin elbirliği yapması gerektiğinden, pazarlıkları bir yana koymanın zorunluluğundan söz etmişti. Her iki taraf da batık bankaları kurtarmak için kolları sıvamışlardı.
Şimdi de “sağlık reform”u başlığı altında yapılmak istenen büyük sigorta şirketlerinin kurtarılması çabasıdır. Eğer tersi olsaydı, batık sigorta şirketlerinin ardından milyonlarca insanın sağlık güvencesinin bir çırpıda yok olmasından söz edebilirdi.
Sigorta primlerinin ücretlerden üç kat daha hızlı artmasından şikayet eden Obama, tıpkı ABD otomotiv sektöründe yaşandığı gibi, uluslararası planda, ABD sigorta şirketlerinin zor durumda kaldığından dem vurdu. Oysa Obama yönetiminin gerçek gündemi, General Motors ve Chrysler gibi anlaşmalı bir şekilde iflas ettirilen dev otomobil şirketlerinden emekliye ayrılan yüz binlerce emekçinin ve ailelerinin diş ve göz bakımlarının ellerinden alınmış olmasıydı.
Somut rakamlar güven verici değil. Hükümetin bu proje için on yıldır 900 milyar dolar harcadığını ve bir kuruş bile bütçe açığına katkı yapmadığını söylüyor.
“MEDİCARE”
Medicare denilen ve devlet tarafından karşılanan sigorta sistemi sadece 65 yaş üstü çalışanların sağlık ihtiyaçlarını karşılıyor. Obama Medicare gibi kuruluşların bütçesinin federal yönetimler tarafından finanse edilmesini öngörüyor. Yoksul, yaşlı emekliler için tek sağlık güvencesi olan bu kuruluşun giderek artan ihtiyaçlar karşısında yetersiz kalacağı açık. Obama diğer yandan da küçük işverenlerin kendi çalışanlarını sigortalamak zorunda kalmayacakları yönünde sözler de veriyor. Ya da yanlış tedavi yüzünden dava açılan doktorları koruma sözleri veriyor.
KÂRLAR İNSANDAN ÖNCE GELİR
Obama yönetim ofisini, büyük bir şirketin merkezi gibi görüyor. Reform adına söyledikleri ise, şirketinin stratejisi gibi… Görülen o ki, sigorta şirketlerinin karlarında bir azalma olsa bile, sağlık alanında faaliyet yapan tıbbi cihaz firmaları, büyük laboratuarlar ve özel bakım tesisleri kazançlı çıkacak.
Hiçbir sağlık güvencesine sahip olmayan 50 milyon çalışanın durumuyla ilgili büyük bir değişim olabilecek mi? Kâr hırsının en temel hareket noktası olduğu bir kapitalist ülkede, bu hırsın bir çırpıda insan sağlığı için feda edilebileceğini düşünmek aptalca bir hayalcilik olur.
Bu ülkenin tarihinde sağlık sigortası sadece bir kez gerçek ve doğru bir biçimde gündeme geldi. 1965 yılında, Afrika kökenli Amerikalılar, siyahlar, kitlesel bir şekilde ayaklandılar. Hükümeti yaşlı ve yoksul insanların sağlık güvencesine sahip olabilmeleri için zorladılar. Ancak böylesine bir hareket, emekçilerden gelebilecek bir kitlesel başkaldırı gerçek sağlık reformunun önünü açacaktır.
|