|
1990’lı yıllardaki genişleme eğilimlerinin gerilemesi sonrasında, kapitalist sistem dönemsel krizlerinden birisine girmişti. Piyasada çok fazla mal vardı; fakat bizim bunları alacak paramız yoktu. Geçtiğimiz 4–5 yıl boyunca sermayedarlar, bu problemi aşabilmek için, piyasaya ucuz kredi sundular. Türkiye ve Mısır gibi ülkelere yatırımlar-şirket satın almalar ile para akışı oldu.
Yapılan hiçbir şey alttan alta ilerlemekte olan krizi durduramadı.Dünyanın en büyük ekonomik gücü olan ABD’de konut kredileri krizi patlak verdi. Konut kredileri (mortgage) ile iyice palazlanan, ABD’nin beşinci büyük yatırım bankası olan Bear Stearns tüm dünyanın gözlerin önünde yerle bir oldu
Bear Stearns, ABD Merkez Bankasının 30 milyar dolarlık desteği ile başka bir ABD’li finans devi JP Morgan tarafından satın alındı. Bunlar olurken, dünyadaki borsalar tepetaklak oldular. Ham petrolün varil fiyatı, tarihin en yüksek düzeyine 119 dolara kadar yükseldi. Tüm dünyanın sermayedarlarını-patronlarını 1929 ekonomik buhranı korkusu sardı.
ABD’deki ekonomik durgunluk, iç tüketimi ve dış alımları azalttı. ABD ile ekonomik ilişkileri güçlü olan Çin gibi ülkelerin ihracatları da buna paralel olarak düştü. Dünyanın en büyük ekonomik gücü ekonomik krize doğru yuvarlanırken, tüm dünyaya yayılmış olan kapitalist sistem, en küçük hücresinden, en büyük parçasına kadar sarsılıyor.
DÜNYANIN EFENDİLERİ
Dünyayı, dünya nüfusunun çok az bir kısmını oluşturan bir sermayedar grubu yönetiyor. Dünyanın en büyük 50 şirketi-ailesi, Dünya kaynaklarının 50 trilyon dolarlık kısmına sahipler. Banka, sigorta, borsa yani mali piyasalar denilen sektörlerde gerçekleşen işlemlerin yüzde 95'ini dünyanın 14 büyük firması denetliyor. Bu kalantorlar, yedikçe şişen, şiştikçe yemeye devam eden açgözlülerdir. Herkesin adını en az bir kere duymuş olduğu Bill Gates’in serveti ile tüm Afrika kıtasındaki açlığa son verilebilir. İçecek su bulamadıkları için ölen insanlar kurtulabilir.
Dünyanın her yerinde açlık ve yoksulluk artarken, dünya zenginliklerini sömüren para babaları, gün geçtikçe servetlerine servet katıyorlar. Bizler fakirleştikçe, onlar daha da zenginleşiyorlar. Dünyanın en zengin insanları servetlerini büyütürken, Dünya’nın birçok yerinde açlık yüzünden ayaklanmalar çıkıyor.
KRİZ: BUNALIMIN İKİ YÜZÜ
Kapitalist sistem sürekli krizler yaratan bir sistem. Kriz anları kimi zaman kısa dalgalar olarak, kimi zaman ise çok sert ve uzun dalgalar halinde karşımıza çıkıyorlar. Krizin boyutları ne olursa olsun, değişmeyen bir şey vardır: Krizin sorumlusu olan burjuvazi, kriz nedeniyle azalan kârlarını artırmak için, krizin faturasını işçi sınıfına kesmeye çalışır.
Tarih, ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık dönemlerinde, burjuvazinin toplumu bir arada tutma, toplumu yönetme gücünü kaybettiği örneklerle doludur. Ekonomik kriz-buhran anları, emperyalist savaşlardan toplumsal devrimlere kadar geniş olasılıklara neden olabilir. Kriz dönemlerinde, üzerindeki baskıya karşı koymaya başlayan, mücadele eden işçi sınıfı, burjuvaziye karşı yürüttüğü savaşında kazanımlar elde edebilir, sistemi tamamen alaşağı etmenin yollarını bulabilir.
Kasım 2000 ve hemen ardından yaşanan Şubat 2001Krizi, Türkiye’de onbinlerce insanı işsiz bırakmış, bir gecede cebimizdeki paranın neredeyse üçte biri gasp edilmişti. Birileri ise bir gecede milyar dolarlar kazanmıştı. Krizin yaratıcı patronlar, kriz ile palazlanmaya devam etmiş, biz ise açlık ve sefalete terk edilmiştik. Bu sefer tarihten ders çıkarmanın, haklarımızı kaybetmemek için mücadele etmenin tam sırasıdır.
DÜNYANIN EFENDİLERİ
• 2007’de dünyanın en zengin insanı olan Carlos Slim’in 67 milyar dolarlık serveti var.
• Dünyanın en zengin 25 insanının toplam serveti 2006 yılında 495,7 milyar dolar iken, 2007’de bu servet 625,7, 2008’de ise 763,8 milyar dolara ulaştı.
• Dünya nüfusunun yüzde 10’u, tüm Dünya gelirlerinin yüzde 85’ine sahip.
• 2007 yılında Türkiye’deki en zengin 25 insanın serveti 73,4 milyar dolara ulaştı.
KAPİTALİST SİSTEM NEDEN KRİZE GİRER?
Kapitalist sistemde, biz işçilerin ürettikleri ürünlerin parasal değeri, bize ödenen ücretler ile patronların bu üründen elde ettikleri kârın toplamıdır. Biz işçilere ürettiğimiz ürünün gerçek değerinden daha azı ödendiği için, ürettiğimiz ürünlere sahip olmamız zorlaşır-mümkün olamaz.
Patronlar gelirlerinin çok büyük bir kısmını tasarrufa ve yatırıma ayırırlar. Piyasadaki genel tüketimin önemlice bir kısmı biz işçiler tarafından gerçekleştirilir. Bizler piyasadaki ürünleri tüketemediğimizde, piyasada bir talep boşluğu oluşur. Üretim fazlalığından oluşan talep azlığı, patronların kârlarının düşmesine neden olur.
Kâr oranları düşen büyük sermayedarlar-tekeller, hakimi oldukları sektördeki fiyatları yüksek tutmak, kârlarını koruyabilmek için, krize neden olan faktörleri sürekli körüklerler.Kapitalist sistemin özü kâr üzerine kuruludur. Her bir kapitalist, piyasada tutunabilmek için sürekli büyümek, kârını artırmak zorundadır.
Kapitalist sistem, elbette yukarıda anlatılan gibi bir şablona sığdırılamayacak kadar hareketli bir sistemdir. Örneğin işçilerin ücretlerinin ve sosyal haklarının gerilediği dönemlerde sürdürdüğü mücadeleleri de kapitalist sistemin krizlerini körükleyen faktörlerden birisidir.
|