HER YER TEKEL, HER YER DİRENİŞ PDF
AddThis Social Bookmark Button

İşçi Demokrasisi Sayı93(Şubat 2010) Sayfa 3AKP Hükümeti ve Başbakanın korktuğu başına geldi. ‘Bıraksak yol olur’ dediği ve bastırmaya kalktığı Tekel direnişi henüz yeni tekeller yaratamadı, bunun için yeterli zaman olmadı ama işçi sınıfı içinde sınıfsal bakışın ve direniş ruhunun gelişmesine, birlik ve dayanışma eğilimlerinin güçlenmesine yol açtı.

Tekel direnişinin işçi sınıfı tabanında yarattığı basıncın ve mücadeleci sendikaların da etkisiyle sağ sendika bürokratları kendilerini Tekel direnişine sahip çıkmak zorunda hissetmeye başladılar. Tekel işçilerinin kararlı tutumu, uzlaşmacı devlet güdümlü sendikacıları da ister istemez işçilerden ve direnişten yana tutum almaya zorladı.

Hareketle birlikte olmazlarsa tecrit olmaktan korkan Hak-İş ve Memur-Sen bile kendilerini Tekel işçileriyle dayanışma taraftarı ilan etmek zorunda kaldılar. Her ne kadar bu kararlarının arkasında durmayacakları herkes tarafından bilinse bile onlar da 4 Şubat’ta işçi sınıfının üretimden gelen gücünü kullanması ve genel eylem kararının altına diğer dört konfederasyon ile birlikte imza attılar.

Uzun süredir işçi sınıfına karşı sürdürülen saldırılara karşı ortak tavır alamayan bu sendikaların, lokal bir sorun olan Tekel işçileri ve direnişi için bir araya gelmeleri sorunlu da olsa olumlu bir gelişmeydi. Sorunluydu çünkü Türk-İş ve diğer sağ sendikalar mücadeleden yana değil zevahiri kurtarma derdindeydiler, öyle de davrandılar.

Türkiye’nin hemen her yeri 4 Şubat’ta “Her yer Tekel, her yer direniş!” sloganlarıyla inledi. Tekel işçileriyle bir dayanışma eylemi gerçekleştirildi. Memur-Sen’in eyleme katılacağım deyip son anda yan çizmesi gibi olumsuzlukları saymazsak, Tekel direnişi ile dayanışma eylemi olarak 4 Şubat Eylemini başarılı sayabiliriz.

4 Şubat Eylemi toplumda Tekel işçileri ve direnişi lehine oluşan havaya olumlu bir katkı sağlamıştır. Ne var ki bir iki istisna dışında işçi sınıfının 4 Şubat’ta üretimden gelen gücünü kullandığını söylemek abartılı olur. 4 Şubat genel eylem olarak başarılı, fakat genel grev olarak başarısızdır.

İşçi sendikaları özellikle de Türk-İş genel grev yapmak için bir çaba göstermemiştir. KESK tabanı yeni bir genel grevin içinden çıkıp geldiği için yorgundur. Dolayısıyla eylemde fazlaca etkili olamamıştır. Kabul etmek gerekir ki işçi sınıfı ve örgütleri gerçek bir genel grev için daha çok çalışmalı. İşyeri temelli faaliyetlere, taban örgütlerinin inşasına ağırlık verilmeli. Mücadele aşağıdan yukarı yeniden örülmeli ve örgütlenmelidir.

4 Şubat eylemi Tekel direnişine güç ve moral kattı. Ülke çapında bir milyon civarında insan sokağa çıktı. Hem Tekel direnişi hem 4 Şubat Eylemi işçi sınıfı içinde sınıfsal algıların ve reflekslerin gelişmesine katkıda bulundu. Ne var ki Tekel’in kazanması için de işçi sınıfının kazanması için de mücadeleyi burada bırakmamak, Tekel ile dayanışmak için yeni yol ve yöntemler, yeni mücadele biçimleri ve taktikleri geliştirmek, tüm bunları gerçek bir greve taşımak için kullanmalıyız.

Bugün işçi sınıfı ve örgütleri ile burjuva hükümet arasında Tekel işçileri üzerinden süren mücadele sadece Tekel işçilerinin mücadelesi değildir. Kazanan da kaybeden de sadece Tekel işçileri olmayacaktır. Tekel işçileri kaybederse saldırılar artacak, bu yenilgi yeni saldırılara kapı aralayacak. Tekel işçileri kazanırsa bundan işçi sınıfı moral ve güç kazanacak. Kazanımlarla yeni Tekellerin ve bir genel direnişin-genel grevin önü açılacaktır. Dienişin yaygınlaşması işçi sınıfı ve örgütlerinin hareket olanaklarını artıracaktır. Sınıfın acil kolektif sorunları için; özelleştirmeler, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırmalar, düşük ücretle güvencesiz çalıştırma ve işten atmalara karşı kolektif davranma, birleşik bir mücadele örgütleme yeteneği artacaktır.

 

 

Yazı Dizisi

TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ (9)

1989-1991: HER YERDE DİRENİŞ, HER YERDE EYLEM
1989 yılına gelindiğinde, işçilerin gerçek ücretleri dibe vurmuş, yoksullaşma had safhaya ulaşmıştı. ANAP-Özal iktidarı süresinde hak kayıpları, 12 Eylül dönemini bile kat kat aşmıştı. Bu durum, kamu emekçileri(memurlar) ve öteki çalışanlar için de geçerliydi.  1989 yılı, 600 bin kamu kesimi çalışanının toplu sözleşme yılı olması yanında, ülke çapında yerel seçimlerin yapılacağı, dolayısıyla, siyasi iktidarın kamuoyu desteğinin test [ ... ]


Türkiye İşçi Sınıfı Tarihine Kısa Bir Bakış