|
Geçtiğimiz aylarda yine bir tekstil işletmesi işçilerin başkaldırısına sahne oldu. Leke Jeans için iç pazara yönelik kot üretimi yapan ve 290 kişinin çalıştığı işyerinde işçiler, işverene ve müdürlere karşı ayaklandılar.
Bilindiği üzere tekstil sektörü güvencesiz, sendikasız, kayıt dışı çalıştırmanın en yaygın olduğu iş alanlarının başında geliyor. Esnek üretimden kaynaklı aşırı yoğun iş saatleri, fazla mesailer, düşük ücretler nedeniyle tekstil işçileri insani koşullardan çok uzak şartlar altında çalışmaya mahkum ediliyorlar. Bu şatlarda patronların servetlerine servet katan işçiler, patronlar tarafından aşağılanmaya, insanlık dışı muameleye maruz kalıyorlar.
Leke işçileri de yıllardır bu koşullarda çalışıyorlardı. Fakat artık bu durumu içlerine sindiremeyen Leke işçileri ayağa kalktılar ve herkese önemli bir ders verdiler.
İşyerindeki hareket patronun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resmi tatilinde mesai ücreti ödemeden işçileri çalıştırmak istemesi ile başladı. Yıllardır resmi tatillerde mesai ödemeden işçi çalıştıran patron, bu sefer de sorun çıkmayacağından emindi. Ancak bu kez umduğu olmadı. İşçiler mesaiye topluca gelmediler.
İşçilerin bu toplu karşı koyuşu patronu ve müdürleri son derece kızdırdı. Fabrika müdürü yıllık ücret zamlarını ertelediğini, 29 Ekim'de işe gelmeyenlerden de bir yevmiye kesileceğini ilan etti. Gerçekten de 29 Ekim'de gelmeyen işçilerden bir yevmiye kesildi.
Bunun üzerine işçiler durumu protesto etmek için imza topladılar. Bu imzalarla birlikte işyerinde isyan bayrağı çekilmiş oldu. Aynı zamanda patronun da baskıları artarak sürüyordu. İşçilere “Emek dediğin manavda satılıyor. Siz biyonik artıklarsınız” diye hakaret edecek kadar pervasızlaşan patron, işçilerin dilekçelerinin SSK ve Bölge Çalışma Müdürlüğüne verilmesi üzerine “Ben bir eşeklik yaptım, özür dilerim, şikâyetinizi ve imzalarınızı geri çekin” kıvamına geliyordu.
Bu dönemde mücadeleye ısınan, kendilerine ve birliklerine güvenen işçiler süreci daha ileri bir aşamaya taşımaya karar verdiler. Sendikalaşma çalışmalarına başladılar. Aşağıdaki değerlendirme Leke işçilerinin 2 ay süren sendika çalışmasının kazanımlarını ve deneyimlerini aktarmak üzere kaleme alınmıştır.
LEKE DENEYİMİ ÜZERİNE
29 Ekim’de patlak veren işçilerin öfkesi, mesai parası ödemeden çalıştırılmalarına yönelikti. Bunu hem işe gitmeyerek hem de imza toplayarak gösterdiler. Tepkinin ifade edilmesine öncülük eden ise, eski işçiler ile bir bandın ustası oldu.
Öncülerinin 6 yıldır bu işyerinde çalışmasına rağmen mücadele deneyimleri olmayan bir grup işçinin öfkelerini açığa vurmalarına neden olan, uzun yıllar sabrederek biriktirdikleri haksızlıklara artık dur deme ihtiyacıydı.
Uzun yıllardır patrona kazandırdıkları servet, hesap etmekte zorluk çekilecek kadar büyüktü. Bunun karşılığında aldıkları ise, hakaret, yıllık izinlerin verilmemesi, sigortasız çalışma, resmi tatillerde normal çalışma uygulaması, haftada 3 saat 45 dakika fazla çalışma, mesai parasının ödenmemesi, asgari ücret üzerinden sigorta yapılması ilk elde karşılaşılan sorunlardı.
İşçilerin uzun yıllar sabretmeleri ve ses çıkartmamalarının birçok sebebi var. Deneyimsizlikleri, haklarını bilmemek, sendikalarla tanışmamış olmak ve işçilerin dörtte birinin patronun akrabası olması bu nedenlerden bazılarıdır.
Aynı zamanda şunu da görmemiz gerekir: Eğer doğru ve güvenilir işçiler önderlik ederse birçok şeyi göze alarak mücadeleye girmekten de çekinmediler; bedel ödemeyi göze aldılar.
Önce imza toplayıp şikâyet ederek risk aldılar. Patron bu imzaları öğrenince çılgına döndü ve neredeyse 3 hafta boyunca kimlerin imza attığını öğrenmeye çalıştı. İmza toplamaya öncülük eden işçileri aradı. Bu arayışı sırasında işçilerini böyle bir harekete sevk eden, onlara yol gösteren işçiyi de aradı. Kot üretimi yapan ve sendikalaştığı için 500 işçiyi işten çıkartan BJ Tekstil aklına geldi ve BJ’den işçi olup olmadığını araştırdı. Buldu. Bir işçi vardı ve onu önce usta yapmak istedi kabul etmeyince de işten çıkarttı. Çıkartırken de “6 yılda ben 270 işçiyi tanıyamadım, sen nasıl tanıdın?” diyerek hem hayretini hem beceriksizliğini ifade etmiş oldu. BJ’den gelen işçiyi (tabii yakınlarını da) işten çıkarttı.
Çekinerek, tedirgin olarak, güvensizliklerini içlerinde taşıyarak da olsa 2 ay gibi kısa bir sürede; daha önceden hiçbir hazırlık çalışmasının olmamasına rağmen 178 sigortalı işçinin 70’ten fazlasını yani yüzde 40’ını sendikaya üye yapan işçiler, patronun imzaları geri çektirmek için uğraş verdiği sırada, bir ileri adım atarak aradan sıyrılarak sendikaya üye yaptılar.
Taktik olarak şikâyet imzalarını çekerek, patronu oyalayarak zaman kazandılar. Patron 5 Kasım’da şikâyet ettiklerini tahmin ediyordu ve “5 Kasım’da yaptığım şikâyetimi geri çektim” diyerek imza topladı; oysaki şikâyet bu tarihte yapılmamıştı.
Yüzde 51’i bulabilmek için gerekli 15-20 işçiyi daha sendikalı yapmayı sağlayamayınca, süreç işçinin aleyhine döndü ve daha ileriye gitmeyi başaramadılar.
Patronun işyerine noter getirip, görevi hukuku savunmak olan avukatın gözü önünde işçileri sendikadan istifaya zorlaması ve bunu başarması ayrıca bir suç ve hukuk skandalı sayılır. Nitekim, konuyla ilgili olarak Baro Disiplin Kuruluna bu avukat hakkında şikayette bulunulduğu gibi, işverene de hem bölge çalışma müdürlüğü hem de savcılık üzerinden suç duyurusu yapılacak.
İŞÇİLER NELERİ BAŞARDILAR:
1)Müdürün özür dilemesini sağladılar: “Ben eşeklik ettim, 29 Ekim konusunda yanlış yaptım” dedirttiler.
2)İşyerinde sigortasız çalışma yapılıyordu, şimdi her yeni işe giren sigortalı yapılıyor; temizleme bölümündeki eski işçiler (çoğu kadın) sigortalı yapılmaya başlandı.
3)Üretim bu iki ay boyunca yüzde 40-50 oranında düştü, üretim kaybı oldu. Patron işçiye ödeyeceği 29 Ekim mesai ücretinden daha fazlasıyla zarar etti.
4)Her dini bayramdan sonra işçi çıkartan patron işçi çıkartamadı ve işçilerin birlik olması (imza toplayıp, sendikaya üye olmaları) patronu geri adım atmak zorunda bıraktı. İşçi çıkışı olmadı.
5)10 kadar işçi çıkartıldı ancak, sendika üyesi oldukları için avukat ve dava parası ödememeden hakları aranacak ve patron çıkardığı her işçi için yasal haklarının tamamını ödemek zorunda kalacaktır.
6)Fabrikanın yönetimi değiştirilmiştir. İşçiye hakaret eden, yok sayan müdürler patron tarafından beceriksiz sayılarak görevden alınmıştır. Bunu sağlayan işçinin birliğidir.
7)Sendika nedir, haklarımız nelerdir bunları öğrenme olanağı doğmuş, birliklerinin gücünü gören işçilerin orta ve uzun vadede yeniden sendikalı olma zeminleri doğmuştur.
8)Patron işçinin gücünü görmüş, artık işçileri küçümsememesi gerektiğini öğrenmiştir.
9)29 Ekim’de mesai parası ödemeyen (işçi başına 30-35 TL) patron sendika üyelerini bilmediği için tahmini olarak çalışanları istifaya zorlaması karşılığında her işçi için 105 TL ödemiştir. İşçiye mesaiyi vermeyerek kâr ettiğini sanmış ama notere üç misli fazla para ödemek zorunda kalmıştır.
Tabii ki işçi birliği ve örgütlülüğü devam ettiği sürece bu başarıların sürekliliği sağlanabilir. Aksi halde patronun kini, öfkesi işçilere artık daha çok güvensizlik duyacak ve fırsat buldukça işçi çıkartmaya yönelecektir. İşçi birliği sağlanabilirse, bu konuda da patrona geri adım attırmak mümkün olacaktır.
Öncü işçiler moral bozmadan süreci açıklayıp, örgütlenmeyi sürdürmek sorumluluğu ve göreviyle işçilere yaklaşmalı, işçilerin kazanımlarını bütün işçiye aktararak, süreci yenilgi gibi algılamalarını, patronun bunu zafer havasına büründürmesini önleyecek eylem ve etkinlikleri planlamaları gereklidir.
|