| “DÜN HALEPÇE BUGÜN KELEPÇE” |
|
|
SİNE-İ MİLLET KARARINDAN NEDEN DÖNÜLDÜ?Tümüyle siyasi amaç taşıyan ve Kürt siyasetini tasfiyeyi amaçlayan kapatma kararına karşı DTP milletvekilleri, önce Meclis’i boykot ve sine-i millete dönme kararı ile tepki gösterdiler. Bu önemli siyasi sonuçlar doğuracak bir karardı. “Ben küstüm, oynamıyorum” tarzında, basit bir boykot taktiği değildi. İktidara ve rejime karşı muhalefeti başka yöntemlerle sürdürme, siyaset alanı olarak başka platformları kullanmak anlamına gelecekti. Daha açıkçası, Meclis’te muhalefetin yerine kitle eylemlerini koymak, siyaset arenası olarak da bir tür Kürt Parlamentosu işlevi gören Demokratik Toplum Kongresini kullanmak gerekecekti. Bu tavır, TBMM’nin meşruiyetini sorgulamak, Ankara ile bağları kesmek ve devlet ve siyasi iktidar ile ilişkileri “dışarıdan” sürdürmek anlamına gelecekti. Bu siyasi tutum, ülkede siyaseti daha da gerginleştirme ve çatışmaları arttırma potansiyeli taşıyordu. Başta Kürt orta sınıfları ve Türkiyeli demokrasi güçleri olmak üzere, kimi AKP’li politikacıların da içinde olduğu farklı siyasi kesimler böylesi bir gelişmeyi göğüslemekten kaçındı ve partili milletvekillerine kararlarını değiştirme yönünde çağrı yaptılar. Milletvekillerinin BDP çatısı altında Meclis’e dönme kararı hükümetin de içinde olduğu genişçe bir kesimi rahatlattı. Demokrasi güçleri açısından siyasi ortamın gerginleşmesinin önlenmiş olması önem taşırken, siyasi iktidar ve burjuva politikacılar açısından önemli olan, TBMM’nin meşruiyetinin tartışılır olmaktan kurtarılmasıydı. SİYASİ TASFİYE ÇABALARI SÜRÜYORKapatma kararının üzerinden daha on gün geçmeden, bu defa seçilmiş Belediye Başkanları ve Demokratik Toplum Kongresi Başkanı, eski DEP milletvekili Hatip Dicle’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda Kürt politikacı gözaltına alınıp tutuklandı. Bu operasyon kamuoyuna “KCK Operasyonu” olarak duyuruldu. Bu operasyonla, siyasi iktidarın Kürt siyasetçileri tasfiye etmek suretiyle bölge siyasetinde kendisine alan açma ve Kürt halkını kendisine bağlama politikasını sürdürdüğü görülmektedir. İkinci olarak, daha sekiz ay önce yüzde altmış-yetmiş oy alarak seçilmiş Belediye Başkanlarının hapse atılması, siyasi iktidarın Kürt halkının iradesini tanımadığını, hiçe saydığını göstermektedir. Üçüncüsü, tutuklananlar arasında DTK Eş Başkanı Hatip Dicle’nin de yer alması, siyasi iktidarın Kürtlerin alternatif siyasi platformlarını da yasa dışı ilan ederek, onların siyasi çalışmalarını felç etmeyi hedeflediğini ortaya koymaktadır.
|
| TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ (9)
1989-1991: HER YERDE DİRENİŞ, HER YERDE EYLEM
|
Türkiye İşçi Sınıfı Tarihine Kısa Bir Bakış
|