NOVAMEDLİ KADINLARIN ZAFERİ PDF
AddThis Social Bookmark Button

İşçi Demokrasisi Sayı67 Sayfa9“Grev kararı almamıza onlar neden oldular. Kimsenin katılmayacağını sanıyorlardı, ama biz çok sağlam çıktık greve… Başladık sonunu getireceğiz. Yılmak yok…” demişlerdi Antalya’daki Novamed’li Kadınlar. Yılmadılar. Tam 448. gününde grevin, toplu sözleşme hakkını aldılar.

448 gün sürdü grev. 26 Eylül 2006’dan 18 Aralık 2007’ye kadar. Bu süre hem direnişçilere hem de onlara destek veren kadınlara çok şey öğretti. Kendimize ve yoldaşımıza güvenmeyi öğrendik, birlikten güç olduk, dayanışmayla büyüdük.

Antalyalı kadın işçilerin bu zaferi, sendikal mücadele alanında özel bir yere sahip. Sıralı hamilelik, izinle evlilik, birbirleriyle konuşma ve görüşme yasağı ile birlikte, ucuz ve sömürüye açık işgücü olarak görülmeleri ve bunun çalışma koşullarına yansıdığı biçimi, kapitalizmin kar hırsının, kadın bedeni üzerindeki hakimiyetine çarpıcı bir örneğidir. Onlar, sendikal mücadeleyi, işyerlerinde yaşadıkları cinsiyetçi sömürüye karşı mücadeleyle birleştirerek seslerini yükselttiler.

Uluslar arası ve büyük sermayenin ucuz işgücünün bulunduğu bölgelerde üretimini sağlaması amacıyla kurulan bu serbest bölgelerin genelinde Novamed’dekine benzer uygulamalar var. Grevin bir başka özelliği, serbest bölgelerde yapılan ilk grev olması.

İşyerinde 300’den fazla kişi çalışmasına karşın greve 85 kişi ile başlanmıştı. Az oranda çalışanın greve çıkıp, sonucunda TİS hakkını alması açısından da bir ilk Novamed.

Hem yurtiçinden hem de yurtdışından kadınların dayanışmasıyla taçlanıp, zaferle sonuçlanan bu mücadele, Türkiye’deki kadın hareketi ve işçi sınıfı tarihi içerisinde yerini alacaktır. Yeni yılla birlikte işbaşı yapan bu yürekli kadınların hikayesi bundan böyle, bizler için umut olacaktır.

 

Yaşasın grevli, toplu sözleşmeli sendikal hak!

Yaşasın kadın dayanışması!


GREVİN KISA TARİHİ

Grevden iki yıl önce sendikal örgütlenme faaliyetleri başladı. İşveren baskısı, amir baskısı gibi her türlü zorlukla karşılaştılar. Ama onlar örgütlenmeye işyerlerinden değil, evlerinden başladılar. Kimi kocasını, çocuğunu, kimi anasını babasını ikna etmeye başladı öncelikle. Birçoğu ailesinden tepki aldı ama başardılar. Sonra birbirlerinin evlerini ziyaret ederek çalışmalara başladılar. Bir grevci şöyle anlatıyor örgütlenme sürecini; “ biz birbirimizi günlerde örgütledik.”. Hem grevde olmak hem de evle ilgilenmek çok zor. Ailelerinden destek görmeseler imkansız. Hatta bu yüzden grevi bırakmak zorunda olanlar da olmuş.

Greve çıkmaları da tam istedikleri şey değilmiş aslında. Sendika yeterli çoğunluğu sağlayınca işverenle görüşmeler başlamış. Öğle yemeği süresi ve hamilelik sırası gibi bazı konularda olumlu adımlar da atılmış. Ama yönetim sendikayı muhatap almayacağını toplu sözleşme yapmayacağını söyleyince grev yapılması gündeme gelmiş. Yönetim de oylama istemiş. Buraya kadar her şey normal, fakat sonrası ilginç bir şekilde yaşanmış. Oylamada “hayır” kullanılması yönünde karar alınmış. Çünkü bu durumda konu hakem kuruluna gidecek ve büyük olasılıkla sendika ve yönetim masaya oturabilecekti. Yönetimin baskıları sonucu “evet” oyu fazla gelince greve gidildi. İlginç olan nokta şu ki, greve evet diyenler bantlarda çalışmaya devam ederken, hayır diyenler ise grev çadırında gözcülük yapıyordu. Ama çadırda kırgınlık yoktu. Sonuçta onlar bu mücadeleye bu arkadaşları için de devam ettiler.

 

İŞVEREN SENDİKAYI TANIDI

İşyerinde greve çıkıldıktan sonraki süre içerisinde işveren, çalışma koşullarını büyük oranda düzeltmişti. Grevci kadınların da talebi olan sıralı hamilelik kalkmış, öğle paydosu süresi uzamış, öğle yemekleri gelmeye başlamış ve ücretler artmıştı. İmzalanan toplusözleşme (TİS) ile sendikalı işçilerin ücretleri artarak sendikasızlarla aynı düzeye getirildi. 3 yıl boyunca geçerli olacak TİS ile grevden önce aylık, ortalama 350 Avro olan ücretler yüzde 9.20 oranında artırılarak ortalama 383 Avro'ya çıkarıldı. 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren ise ücretler yıllık olarak Avro üzerinden yüzde 5 oranında artırılacak. Artış oranları 2009 yılında yüzde 4, 2010 yılında da yüzde 4 oranında olacak, yıllık 300 Avro da sosyal paket ödemesi yapılacak.

 

 

Yazı Dizisi

TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ (9)

1989-1991: HER YERDE DİRENİŞ, HER YERDE EYLEM
1989 yılına gelindiğinde, işçilerin gerçek ücretleri dibe vurmuş, yoksullaşma had safhaya ulaşmıştı. ANAP-Özal iktidarı süresinde hak kayıpları, 12 Eylül dönemini bile kat kat aşmıştı. Bu durum, kamu emekçileri(memurlar) ve öteki çalışanlar için de geçerliydi.  1989 yılı, 600 bin kamu kesimi çalışanının toplu sözleşme yılı olması yanında, ülke çapında yerel seçimlerin yapılacağı, dolayısıyla, siyasi iktidarın kamuoyu desteğinin test [ ... ]


Türkiye İşçi Sınıfı Tarihine Kısa Bir Bakış