İŞE İADE DAVASI NEDİR? İşçi Hakları (3) PDF
AddThis Social Bookmark Button

İşçi Demokrasisi Sayı 91 Sayfa 9İşe iade davası, işçilerin patron tarafından geçerli bir hukuki sebebe dayanmadan işten çıkarılması sonucunda ve diğer şartların da oluşması halinde, işe geri dönmelerini sağlayan hukuki bir yoldur. İşsizlik olgusu, burjuvazi tarafından, işçi sınıfının örgütlülüğünü bozmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle de, 4857 sayılı İş Kanununun 18–21. maddelerinde iş güvencesini düzenleyen hükümlere dayanılarak işten çıkarılan işçiler tarafından açılacak işe iade davaları, işçilerin bilmesi gereken haklardandır. İşe iade davası, birçok şartın gerçekleşmesine bağlı olsa bile, işçi sınıfının örgütlülüğünü korumak ve işçilerin işsiz kalmalarını önlemek için kullanılmalıdır.

İşten çıkarılan işçilerin işe iade davası açabilmeleri için gerekli ön koşullar şunlardır:
•    İşçinin, 30 veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışması (Tarım ve orman işlerinin yapıldığı iş yerlerinde ise en az 51 işçinin çalışması gerekmektedir.)
•    İşçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması
•    İş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi olması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen şartlarda çalışan işçi, patron tarafından geçerli bir sebebe dayanmadan işten çıkarılırsa, işçi kendisine işten çıkarıldığının bildirilmesinden sonraki bir ay içinde, davalının(patron) ikametgâhındaki mahkemede veya işin yapıldığı yerdeki İş Mahkemesinde dava açabilir.  İş mahkemelerinin olmadığı yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemelerinde işe iade davası açılabilir. İşçi, işten çıkarıldıktan sonra, emekliliği geldiği için yaşlılık aylığı bağlanması amacıyla Kuruma başvurması halinde, feshin geçerli olmadığını söyleyerek işe iadesini isteyemez.

Bu davada, işçinin iş akdinin geçerli bir nedenle feshedildiğini ispat yükümlülüğü patrona aittir. Eğer işçi feshin başka bir nedene dayandığını iddia ederse (örneğin sendikal faaliyet nedeniyle) bu sefer bu fesih sebebini işçi ispatlamak durumundadır.

Son zamanlarda, işçilerin işten çıkartılmasında, ekonomik kriz sonucu talep ve siparişin azalması nedeniyle zarar edildiği iddiası, patronlarca öne çıkarılmaktadır. Yargıtay çeşitli kararlarında, bilirkişi raporuna göre karlılık oranında azalma olduğunu ancak son çare ilkesine uygun uygulamalarda bulunulmadığı gerekçesi ile iş akdinin fesih nedenini geçerli olarak görmemiş ve işçilerin işe iadesi gerektiğine hükmetmiştir. Son çare ilkesi, işletmenin, işyerinin ve işin gerekleri nedeniyle yapılacak iş sözleşmelerinin sona erdirilmesinde önce işçinin işten çıkarılmasını önleyecek yöntemlere başvurulması gerektiği; bu yöntemlerin yetersizliği sonucunda işçinin işten çıkarılmasının son çare olarak düşünülmesi gerektiğini belirten ilkedir. Sendika üyeliği,  sendika iş yeri temsilciliği, geçerli olmayan fesih sebeplerindendir.

İşçi, işe iade yönündeki mahkeme kararının kendisine tebliğ edilmesinden itibaren on iş günü içinde, işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. İşçinin başvurusu sonucunda da patron işçiyi aynı koşullarda eski işine başlatmak zorundadır. Eğer patron işe başlamak için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Tazminatın tutarı işe iade yönündeki mahkeme kararında belirtilir. Ancak uygulamada yargı, sürekli taban tutarı, yani dört aylık ücret tutarında tazminat ödenmesine hükmetmektedir. Bu tazminattan, kıdem tazminatında olduğu gibi, binde dört damga vergisi kesintisi dışında, hiçbir kesinti yapılmaz. Dava açan işçinin geçersiz fesihten sonra boşta geçen süre içerisinde yeni bir iş bulması, feshin geçersizliğini ve işe iadeyi etkileyen bir unsur değildir. Bu durum kendisine verilecek tazminatı da etkilemeyecektir.

Patron yaptığı fesih ile birlikte işçinin her türlü yasal haklarını ödemiş olsa dahi,(ihbar, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti vs.) bu durum işçinin bu davayı açmasına engel değildir. Yani işçi tüm yasal haklarını alsa bile, işe iade davası açabilir. Ayrıca işe iade davası diğer davalara göre yargılaması hızlı olan bir dava türüdür.

İşe iade davası, her işten çıkarılan işçinin işe iadesini sağlamamaktadır. Çünkü işçinin işinde kalabilmesi birçok şarta bağlanmıştır. Bu şartlar oluşmasın diye burjuva sınıfının on takla attığı da bilinmektedir. Bu nedenle, hukuki yolların yanında, hiçbir zaman örgütlü mücadelemizden vazgeçmemeliyiz.

 

Yazı Dizisi

TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ (9)

1989-1991: HER YERDE DİRENİŞ, HER YERDE EYLEM
1989 yılına gelindiğinde, işçilerin gerçek ücretleri dibe vurmuş, yoksullaşma had safhaya ulaşmıştı. ANAP-Özal iktidarı süresinde hak kayıpları, 12 Eylül dönemini bile kat kat aşmıştı. Bu durum, kamu emekçileri(memurlar) ve öteki çalışanlar için de geçerliydi.  1989 yılı, 600 bin kamu kesimi çalışanının toplu sözleşme yılı olması yanında, ülke çapında yerel seçimlerin yapılacağı, dolayısıyla, siyasi iktidarın kamuoyu desteğinin test [ ... ]


Türkiye İşçi Sınıfı Tarihine Kısa Bir Bakış