REFERANDUM VE KÜRT SİYASİ HAREKETİ PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 2Kürt siyasi hareketinin izlediği birçok politika gibi, referandum sürecindeki tavrı da tartışma konusu oldu. Bu tartışmalara egemen olan tutum,  spekülasyon, yönlendirme, tahrifat ve karalama oldu. PKK, Haziran ayı başından itibaren, “aktif savunma” adı altında, silahlı eylemlerini yoğunlaştırınca iktidar partisi ve destekçileri tarafından “taşeronlukla” suçlandı; bu tavrı ile referandum sürecinde hükümeti yıpratmayı ve “Hayırcıların” güçlenmesini hedeflediği iddia edildi. BDP, referandumu boykot edeceğini açıklamasına rağmen, Başbakan Erdoğan bu partiyi “Hayır Bloğuna” katarak, CHP ve MHP’nin yanına yerleştirdi. AKP destekçisi liberal ve sol liberal kesim, BDP’nin tabanının “evet” yönünde tavır alması için yalan, tahrifat ve spekülasyona başvurdu. BDP yöneticilerince tekzip edilince de bu partiyi “kıvraklıkla” suçlamaya kalkıştı.

PKK, Ağustos ayı ortasından başlamak üzere 20 Eylül’e kadar ateşkes ilan etti. Peki, silahlı eylemlerini arttırdığında bu örgütü “ Ergenekoncuların işbirlikçisi” olmakla suçlayan başta hükümet ve destekçileri olmak üzere yandaş medya ve kalemşorlar buna ne diyecek? PKK, şimdi de AKP’nin “taşeronu” ya da “işbirlikçisi” mi olmuştur? Nereden baksan tutarsızlık!

Kürt siyasi hareketinin referandum tavrına yönelik eleştiri sadece AKP ve destekçilerinden gelmedi. Sosyal şoven solcu politik çevreler de BDP’yi eleştirdi. Boykot politikasının AKP’nin “değirmenine su taşıdığı” iddia edildi. Özellikle BDP yöneticilerinin, KCK operasyonlarında tutuklanan Kürt politikacıların serbest bırakılması, seçim barajının düşürülmesi, Kürtlerin haklarına da yer verecek yeni bir anayasa yapılması sözünün verilmesi gibi talepler ileri sürerek, bu taleplerin kabul edilmesi halinde “boykot” tutumlarını gözden geçirebileceklerini açıklamaları, hükümetle pazarlık ve bir tür “rüşvet” karşılığı AKP’yi desteklemek olarak yorumlandı. Bu tür yorumlar gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü BDP’li politikacılar, AKP’nin bu talepleri karşılayamayacağını çok iyi biliyorlardı. Birinci olarak, AKP bu taleplere cepheden karşıydı. İkincisi ise, bu taleplerin karşılanması bir kısım Kürt seçmenin “evet cephesine” kazanılmasını sağlarken, AKP’nin tabanındaki geniş bir milliyetçi kesimin tepkisini çekecek ve getirdiğinden daha fazlasını götürecekti.

BDP yönetiminin bu talepleri öne sürmesindeki esas neden, kendi tabanındaki kafası karışık kesimlerin kuşkularını gidermek, AKP’den beklentilerin temelsiz olduğunu ortaya koymak ve “evet” eğilimlerini sona erdirmekti. “Boykot” politikasını güçlendirmekti. Nitekim Diyarbakır’daki 14 işveren ve meslek örgütünün “evet” yönündeki tavırlarını deklare etmelerinin ardından, yani Kürt tarafındaki “evet” yanlılarıyla yolları kesin olarak ayrıldıktan sonra, BDP “boykot” tutumunu daha açık ve kesin bir dille vurgulamaya başladı.  
Devamını oku...
 
KİM BU TERÖRİSTLER? PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 3AKP döneminde hayata geçirilen özelleştirme operasyonları ile binlerce kişi işsiz kaldı. Her geçen gün artan hayat pahalılığı altında ezilen, özelleştirmeden mağdur olan işçiler, güvencesiz, sigortasız çalışmaya mahkum bırakılıyor. Yakın zamanda artmaya başlayan esnek çalışma tartışmaları ileride bizleri daha da ağır koşulların beklediğine işaret ediyor. Daha da güvencesiz ve örgütsüz bir sınıf yaratılmaya çalışılıyor. Her kadın en az üç çocuk doğuracak ve bu çocuklar ileride sermayenin seçip seçip beğendiği, istediği gibi kullandığı, daha fazla sömürdüğü işçiler olacak. TÜSİAD’ı dolayısıyla sermaye sınıfının en üstüne kurulan bu “seçkinleri” arkasına alan Tayyib, bu doğrultuda tam gaz ilerliyor. O bıraktığında ise başkaları devralacak…

AKP’nin sınıfa indirdiği bu darbeler elbette sadece daha kötü iş koşulları ve daha fazla işsizlik yaratmakla kalmadı. Halkın ortak kullanımında olan doğal kaynaklar da devlet ve burjuvazi arasındaki bu faydacı ilişkiden nasibini alıyor. Sözgelimi Karadeniz’de yapımları başlayan hidroelektrik santralleri (HES). Akarsular, su kaynakları çevrilip, sermayeye bir bir pazarlanıyor. Toplumun genelinin faydalanabildiği alanlar, ufak bir kesimin fayda sağladığı, bu uğurda doğal yaşamın göz göre göre katledildiği yerler haline geliyor. HES projesi kapsamında 700’ü Doğu Karadeniz’de, yaklaşık 3000 adet santral kurulması planlanıyor. Verilere göre 2009 yılı sonunda 187 tane santral devreye alınmış.
Devamını oku...
 
AKP’NİN YAPTIKLARI YAPACAKLARININ TEMİNATIDIR PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 3Tarihsel olaylar meydana gelişinden çok önce gölgesini önüne düşürür. AKP hükümetinin gündeme getirdiği anayasa değişikliğinin gölgesi de çok önceden önüne düşmüştü. Değişiklik paketinin içeriğinin nasıl bir şey olacağı bugüne kadar izlediği politikalarla belli olmuştu.  24 Ocak 1980 kararları ve 12 Eylül cuntası ile başlayan neo-liberal saldırılar, AKP iktidarı döneminde doruğa ulaştı. Özelleştirme ve sendikasızlaştırmalar yaygınlaştı. Son otuz yılda yapılan özelleştirmelerin yarıdan fazlası sekiz yıllık AKP iktidarı döneminde gerçekleştirildi. Emeklilik yaşı 65'e çıkarıldı. Eğitimden sağlığa her şey piyasaya açıldı, metalaştı. Kayıt dışı, kuralsız ve esnek çalışma yaygınlaştı. Taşeronlaştırma, 4C ve benzeri yöntemler temel istihdam biçimleri haline geldi. İşsizlik, açlık ve yoksulluk işçi sınıfının temel problemlerinden biri haline geldi. Sendikalaşma çok daha zorlaştı. Ücretler düştü. Emek sömürüsü yoğunlaştı. En küçük bir hak arama eylemi dahi polisin hedefi haline geldi. Hak arama yolları tıkandı ve baskılandı. Demokratik hak ve özgürlükler budandı.
Devamını oku...
 
ELEKTRİK VE DOĞALGAZ DAĞITIMI DA ÖZELLEŞTİRİLDİ PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 4Geçtiğimiz ay yapılan ihalelerle, İstanbul’un Avrupa Yakası ve İzmir bölgeleri ile birlikte, 21 elektrik dağıtım bölgesinin 16 tanesi özelleştirildi. Bundan sonra elektrik gibi en temel ihtiyacımız, İstanbul'da Mehmet Emin Karamehmet'in sahip olduğu Çukurova Holding ve Kazancı Holding, Ankara ve çevresindeki illerde Sabancı Holding (Enerji-Sa), Bursa'da Limak Holding, Trabzon ve çevresindeki illerde Aksa Holding, başka illerde de başka başka holdinglerin kârlarına kâr katacak. Hükümet, önceki Maliye Bakanının dediği gibi, kamu kurumlarını “babalar gibi” satmaya devam ediyor. Kamu hizmeti diye bir şey kalmadı artık; yeni liberal anlayış temelinde yerli ve yabancı tekeller tüm kaynakları ele geçiriyor.

Elektrik dağıtımının yanı sıra, Ankara’nın doğalgaz dağıtımını yapan Başkent Gazı da satın alan Karamehmet’in, diğer şirketleri ile birlikte, tüm ülke nüfusunun yarısının fatura ödediği patron olduğu gazetelerde yer buluyor.
 
Devamını oku...
 
TELEKOM ÖZELLEŞTİ, İYİ Mİ OLDU? PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 5İşçi sınıfı ve emekçiler ile sosyalistler özelleştirmelere karşı çıkarken iki temel gerekçe ileri sürmüşlerdir. Birincisi, özelleştirmelerin beraberinde işten çıkarmaları ve sendikasızlaşmayı getireceği; bu nedenle sınıf şekillenmesini bozacağı, sınıfın örgütlülüğünü dağıtacağı, işçi hareketini gerileteceğidir. Bunun sonucu olarak, özelleştirilen işyerlerinde çalışan işçi sayısı azalacak, sendikasız işçi sayısı artacak ve işçiler daha düşük ücretle daha uzun bir süre çalışmaya zorlanacaktır. Kısacası işçiler daha fazla sömürülecektir. İkinci olarak, özelleştirme sonucu yerli ve yabancı tekellerin eline geçen işletmelerde üretilen mal ve hizmetlerin fiyatları yükselecek, dolayısıyla tüketici geniş halk kitleler yoksullaşırken, tekelci sermayenin kârları hızla artacaktır.

Özelleştirme yanlılarının övünerek örnek gösterdikleri, günümüzün yıldızı en fazla parlayan dev şirketi Türk Telekom’a ilişkin gerçekler, özelleştirme karşıtlarını haklı çıkarmaktadır. Özelleştirme yanlılarının, bir yandan Türk Telekom’un kârı artarken diğer yandan ürettiği hizmetlerin fiyatının düştüğü iddiası tümüyle gerçek dışıdır.  
Devamını oku...
 
ÖZELLEŞTİRME LOBİSİ BASKI UYGULUYOR PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 5Sabah ve Takvim gazeteleri, "Elektrikte Oda Terörü", "Odadan Tehdit" başlıklarıyla manşetten kurumlarımızı hedef göstermeye kalkmış; özelleştirme işlemlerinin yargıya taşınması gibi doğal, yasal bir süreci "tehdit", "terör" gibi nitelendirmelerle tanımlamıştır. Kurumlarımız, Anayasa ve yasalardan aldığı yetki ve sorumlulukla, yargıya başvuracağını açıklayan EMO`ya karşı sürdürülen bu yayıncılık anlayışını kınamaktadır.

Yine aynı yanlı gazetelerde "İş Dünyasından EMO`ya Sert Tepki" başlığı altında verilen haber, söz konusu ihalelerin alıcısı konumundaki şirketlerin görüşlerinden oluşturulmuştur. Bu görüşlerden biri "Türkiye`nin kalkınması ve ekonominin gelişmesi için sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin 10 yıl süreyle kapatılması gerekir" biçimindedir. Bu anti demokratik görüşün birinci sıraya çekilmesi yanlı medyanın demokratik hak arayışlarına nasıl baktığının açık bir göstergesidir.

Bilindiği gibi bu medya kuruluşunun sahibi olan şirketin Genel Müdürü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın damadıdır. Yani AKP patentlidir. 1990`ların sonunda yapılan elektrik dağıtım ihalelerinde medya kuruluşlarının kamu ihalelerine girişi yasak olduğu için açılan davalarda ihale iptalleri gerçekleşmiştir.
Devamını oku...
 
EVET DE ÇIKSA HAYIR DA ÇIKSA BURJUVAZİ KAZANIR PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 6Anayasa değişikliği ve referandum üzerinden süren güç ve hegamonya mücadelesinde izlenecek politika konusunda Sol’da tam bir kavram ve kafa karışıklığı yaşanıyor. Yapılan tartışmalara ve alınan tutumlara bakıldığında, yenenlerin düşüncelerini yenilenlere kabul ettirme konusunda hayli yol aldıkları görülüyor. Solun bir kesimi anayasa değişikliği ve referandumu boykot edip egemenler arası mücadelede işçi sınıfının siyasal ve örgütsel bağımsızlığını savunuyor. Burjuvazinin iki kanadından bağımsız bir işçi kitle hareketinin, emek ve özgürlük cephesi inşasını öne çıkarıyor. Bir diğer kesimi “evet” ve “hayır”cı bir politika izleyerek egemen sınıfın bir kanadına yedekleniyor. Yani sol-sosyalist ve işçi hareketi referandum konusunda tam ortasından ikiye bölünmüş bir durumda.

İki sınıf iki cephe. Bir tarafta “evet”çi ve “hayır”cı solu da kendisine yedekleyen, kendisi de evetçi ve hayırcı olarak bölünmüş burjuva cephesi, bir tarafta da boykot taktiği izleyen, kendi içinde renk ve ton farklılıkları taşımakla birlikte işçi sınıfının çıkarlarını ve bağımsızlığını merkeze alan, işçi hareketi ile Kürt mcadelesini yakınlaştırmaya, emek ve özgürlük cephesinde birleştirmeye çalışanlar. Üçüncü bir yol yok. Üçüncü yol küçük burjuvazinin yolu.
Devamını oku...
 
SEÇİMLERİ BOYKOT İLE REFERANDUMU BOYKOT FARKLI ŞEYLERDİR PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 7Referandumu boykot taktiğini eleştiren bazı grup ve partiler, kendi taktiklerinin doğruluğunu kanıtlayabilmek için Lenin’den ve 1905 Rus devriminden uzun uzun alıntılar yapıyorlar. Bize boykotun bir ayaklanma taktiği olduğunu, Lenin ve Bolşeviklerin 1905 Devrimi sırasında (ve 1906) izledikleri boykot koşullarının bugün Türkiye’de olmadığını dolayısıyla bu taktiğin Türkiye’ye uyarlanamayacağını söylüyorlar.

Rus Marksistlerinin boykot taktiğinin, Çarlık despotizmine karşı ayaklanan bir işçi kitle hareketinin üzerinde yükseldiğini halbuki Türkiye işçi sınıfının güçsüz, dağınık ve örgütsüz olduğunu, bu yüzden boykot taktiğinin yanlış olduğunu ileri sürüyorlar. Bu çevreler sapla samanı, Rus Marksistlerinin dumayı (meclisi) ve seçimleri boykot taktiği ile Türkiye’deki referandumu boykot taktiğini birbirine karıştırıyorlar. İkisini aynı şey sanıyorlar ya da öyle göstermek işlerine geliyor.

Türkiye’de Devrimci Marksistler arasında hiç kimse bu iki taktiğin aynı şey olduğunu söylemiyor. İkisi arasında bir ilişki ve paralellik kurmuyor. 1905 Rusya’sında olduğu gibi parlamentoyu ve henüz zamanı gelmemiş olan seçimleri boykot etmiyor. İki farklı tarihsel-siyasal koşullarda ortaya çıkmış iki farklı durumdur söz konusu olan. Lenin, “soyut doğru yoktur” der. “Belli bir durumun koşullarının özel bir incelemesi yapılmadan bu duruma uyarlanan her genel beyanat boş bir laf olur”.
Devamını oku...
 
BİR AKP MUCİZESİ, KPSS’DE BAŞARI ORANI ARTTI(!) PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 8Adam kayırma, başkasının hakkını gasp etme, kendi yandaşlarına her türlü imkânı sunma, AKP’nin çok iyi bildiği şeylerin başında geliyor. KPSS sınavı bunun çok bariz bir örneğidir. 800 bin kişinin uğruna emek harcadığı, geleceği için umut kapısı gördüğü Kamu Personeli Seçme Sınavı soruları, kimi tahminlere göre binlerce kişiye el altından dağıtıldı.

Sınav sonuçlarına itiraz eden adaylar sayesinde ortaya çıkan olay öylesine sarpa sardı ki sınavda hile olduğu kabak gibi ortaya çıkıverdi. KPSS sınavı tarihinde hiç görülmemiş bir şey bu sınavda görüldü, soruların tamamına doğru yanıt veren 300’den fazla kişi çıktı. Bu ahmaklar sınav sonuçlarının kuşku yaratacağından dahi korkmamışlar ve bir iki soru ıskalamak gereği duymadan allah ne verdiyse tüm sorulara girişmişler. Kopya çekmenin bile bir adabı olur; ancak, AKP’liyseniz sınırsız bir cürete sahip olabilirsiniz...

Geçen seneki Polislik sınavında da aynı herzeyi yemişlerdi. AKP destekçisi cemaatlerin sınava hile karıştırdığı ortaya çıkınca, sınav iptal edilmişti.
Devamını oku...
 
KADINLARIN ÇALIŞMA YAŞAMINDAN DOĞAN HAKLARI (1) PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 9Gerek Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gerekse İş Kanununda, kadın işçilere özel kimi haklar yer almıştır. Kadın işçilerin bunlar hakkında bilgi sahibi olmaları, bunları patronlardan ya da devletten talep edebilmeleri ve kullanabilmeleri açısından, önem arz etmektedir. Yazımızın birinci bölümünde, kadın işçilerin sosyal güvenlik yasaları açısından kimi haklarına değinecek, gelecek yazımızda ise İş Kanununda kaynaklanan haklarını ele alacağız.

DOĞUM BORÇLANMASI


Bilindiği gibi erkek işçiler, istemeleri halinde askerlikte geçen süreleri borçlanarak, bu süreleri gerek ödenen prim gün sayısı gerekse çalışılan yıl olarak hizmet sürelerine ekletebilmekte ve böylece daha erken emekli olma şansına kavuşabilmektedir. Hatta erkek işçi, ilk defa sigortalı olmadan önce askere gitmişse, askerlikte geçen süreyi borçlanması halinde, sigortalılık başlangıç tarihi borçlandığı süre kadar geriye gitmektedir.
Devamını oku...
 
KAPİTALİZM “YARALI PARMAĞA İŞEMİYOR” PDF
AddThis Social Bookmark Button
İşçi Demokrasisi Sayı 100 Sayfa 12Gecekonduların çok katlı yapılara dönüştüğü, ağırlıklı olarak kent yoksullarının yaşadığı bir mahallede oturuyorum. Belediye, mahallenin çeşitli noktalarına çöp konteynerleri koymuş. Mahallede yaşayan halk çöplerini buralara bo- şaltıyor. Kentin en yoksulları arasında yer alan çöp toplayıcıları, moda isimleriyle “atık işçileri” de buradan işlerine yarayan maddeleri topluyor. Aralarında doğal bir işbölümü de yapmışlar! Çoğunlukla Hakkari’den göç etmiş olan yoksul Kürtler pet, plastik malzeme atıklarını toplarken, yoksul Romanlar, kâğıt, mukavva ve benzeri malzemeleri devasa çuvallarına dolduruyor. Bunlar, topladıkları malzemeleri muhtemelen geri dönüşüm işiyle uğraşan tüccar ya da depoculara teslim ederek, üç-beş kuruş para kazanıyorlar. Geçimlerini sağlamak için bütün gün pislikleri karıştırmak, o pisliğe ve dayanılmaz kokulara katlanmak zorunda kalıyorlar.

Geçmişte, atık toplayan yoksulların belediye zabıtaları tarafından engellendiklerini ve arabalarına el konulduğunu duymuş ancak buna bir anlam verememiştim. Yine bu konuyla ilgili olarak meydana gelen trajik bir olayı gazetede okumuştum. İzmir-Güzelyalı’da, bir belediye zabıtası, atık toplayan bir yoksul genci engelliyor ve arabasına el koymaya çalışıyor. O sırada gezmeye çıkmış olan yaşlı bir çift, belediye zabıtasına tavır alıyor. “Bırak toplasın; toplamayıp da hırsızlık mı yapsın” deyince aralarında tartışma çıkıyor. Tartışma itiş-kakışa dönüşüyor. Belediye zabıtasının darp ettiği yaşlı adam yere düşüp, başını kaldırıma çarpıyor ve beyin kanamasından ölüyor. Yaşlı adam mezara, belediye zabıtası hapse giriyor!
Devamını oku...
 
REFERANDUMU BOYKOT EDELİM PDF
AddThis Social Bookmark Button

İşçi Demokrasisi Sayı 99 Sayfa2Anayasa değişikliği paketi, Anayasa Mahkemesi sınavını ufak tefek “kaporta sıyrıkları” ile atlattı. Değişikliğin kaderini, 12 Eylül’de yapılacak referandum ile halk belirleyecek. Anayasa Mahkemesinin kararının iki boyutu var. Birincisi, Mahkeme, Anayasa değişikliklerini esastan görüşerek, Anayasa değişikliği söz konusu olduğunda dahi, kendisini Meclis’in üzerinde gördüğünü bir kez daha tescil etti. Ağızlarını her açtıklarında “milli iradenin üstünlüğünden” dem vuran AKP yöneticileri, Mahkemenin bu tavrının üzerinde fazla durmadı. Sonuçta, kendi tasarıları Anayasa Mahkemesinden vize almıştı. AKP’nin “demokrasi” söyleminin içinin boş olduğu, böylece bir kez daha ortaya çıktı. Bugün Anayasa Mahkemesi, kendisini Meclis’in üzerinde görmesine karşın, AKP’nin çıkardığı yasaları bozmadıkça hiçbir sorun yoktur. Zaten referanduma sunulacak Anayasa değişikliği onaylanırsa, hükümetin, Mahkemenin bileşimini belirleme ve kendisini sağlama alma imkânı doğacaktır. Böylece Anayasa Mahkemesinin yetkileri, AKP için sorun olmaktan, tümüyle çıkacaktır.
İkinci olarak, Anayasa Mahkemesi aldığı kararla, bürokratik sınıfın bir temsilcisi gibi davranmayıp, kendisini, çatışan tarafların üstünde bir konuma yerleştirmiştir. Uzlaşmacı, siyasi istikrardan yana ve güç mücadelesinde taraf olmadığını sergileyen bir tutum almıştır. Mahkemenin bu tavrını, toplumsal meşruiyetini sağlamlaştırmak suretiyle, siyasi yaşam içinde ağırlığını arttırma çabası olarak yorumlayabiliriz.

NEDEN “EVET” DEMİYORUZ

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 12

Yazı Dizisi

TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ (9)

1989-1991: HER YERDE DİRENİŞ, HER YERDE EYLEM
1989 yılına gelindiğinde, işçilerin gerçek ücretleri dibe vurmuş, yoksullaşma had safhaya ulaşmıştı. ANAP-Özal iktidarı süresinde hak kayıpları, 12 Eylül dönemini bile kat kat aşmıştı. Bu durum, kamu emekçileri(memurlar) ve öteki çalışanlar için de geçerliydi.  1989 yılı, 600 bin kamu kesimi çalışanının toplu sözleşme yılı olması yanında, ülke çapında yerel seçimlerin yapılacağı, dolayısıyla, siyasi iktidarın kamuoyu desteğinin test [ ... ]


Türkiye İşçi Sınıfı Tarihine Kısa Bir Bakış